İşçinin Şirket Aracını Kullanırken Aldığı Trafik Cezalarına İlişkin Bilgi Bülteni
- Giriş
Şirket araçlarının çalışanlara tahsis edilmesi, günümüz iş hayatında sıkça karşılaşılan bir uygulamadır. Ancak işin yapılması sırasında kullanılan bu araçlarla hız sınırının aşılması, park yasağı ihlali veya kırmızı ışık ihlali gibi nedenlerle trafik cezalarının gündeme gelmesi kaçınılmaz olabilmektedir. Uygulamada birçok işveren, şirkete tebliğ edilen trafik cezalarını doğrudan işçinin ücretinden kesme yoluna gitmekte veya iş sözleşmelerine eklediği genel hükümlerle bu sorumluluğu çalışana yüklemeye çalışmaktadır.
Oysa iş hukukunun temel amacı, ekonomik açıdan daha zayıf konumda bulunan işçiyi korumaktır. Bu nedenle işçinin, işveren adına ve işin gereği olarak yürüttüğü faaliyetlerden kaynaklanan risklerin kural olarak işçiye yükletilmemesi esastır. Şirket araçlarına kesilen trafik cezaları bakımından da değerlendirme bu ilke çerçevesinde yapılmalıdır.
- Şirket Aracına Kesilen Trafik Cezaları Kural Olarak İşçiye Yükletilemez
Plaka üzerinden düzenlenen trafik cezalarının yasal muhatabı[1] aracın işleteni veya malikidir. Bu nedenle şirket adına kayıtlı araçlara ilişkin trafik cezaları doğrudan şirkete, yani tüzel kişiye tebliğ edilir. Kamu alacağı niteliğindeki bu yükümlülük, idare karşısında öncelikle araç sahibi veya işleteni tarafından yerine getirilir.
Ancak iş hukuku bakımından asıl önem taşıyan husus, cezanın kime tebliğ edildiğinden ziyade ceza bedelinin ekonomik yükünün nihai olarak kimin üzerinde bırakılacağıdır. İşçi, işverenin talimatları doğrultusunda ve işin gereği olarak araç kullanırken kendi adına değil, işveren adına faaliyet yürütmektedir. Bu nedenle işin organizasyonu ve yürütülmesinden kaynaklanan olağan risklerin işçiye yükletilmesi, iş hukukunun koruyucu yaklaşımıyla bağdaşmamaktadır.
Yargı kararlarında da genel olarak, işçinin şirket aracını kullanırken iş görme borcunu yerine getirdiği ve bu kapsamda meydana gelen trafik ihlallerinin iş ilişkisinin özellikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilmektedir. Özellikle baskın görüş, işçinin kasıtlı veya ağır kusurlu bir davranışı bulunmadığı hallerde, görev sırasında kesilen trafik cezalarının işletme riski kapsamında değerlendirilmesi gerektiği yönündedir.
Bu çerçevede, görev sırasında ve işin ifası nedeniyle kesilen trafik cezalarının ekonomik sonucunun doğrudan işçiye yükletilmesi isabetli görülmemektedir. Zira işçi, işveren tarafından belirlenen iş organizasyonu içinde faaliyet göstermekte olup, ortaya çıkan olağan riskler de kural olarak işverenin faaliyet alanına dahil bulunmaktadır. İşveren, işin yürütülmesini organize ederken bu tür riskleri öngörmek ve üstlenmek durumundadır. Bu nedenle, işçinin kasıtlı veya ağır kusurlu bir davranışı bulunmadığı sürece, görev sırasında kesilen trafik cezalarının bedelinin işveren tarafından karşılanması gerektiği yönündeki görüş hem öğretide hem de uygulamada ağırlık kazanmaktadır.
- İşçinin Açık Rızası Olmadan Maaşından Kesinti Yapılması Mümkün Değildir
İş hukukunun temel ilkelerinden biri işçi ücretinin korunmasıdır.[2] Bu ilke kapsamında işveren, kendi yükümlülük alanına giren bir borç nedeniyle işçinin ücretinden tek taraflı kesinti yapamaz.[3]Bu nedenle şirkete kesilen trafik cezalarının doğrudan işçinin maaşından düşülmesi, kural olarak ücretin korunmasına ilişkin emredici düzenlemelerle bağdaşmamaktadır.
Şirket araçlarının kullanımı sırasında kesilen trafik cezalarına ilişkin sorumluluk konusunda, iş hukuku uygulamasında ve yargı kararlarında genel olarak, işçinin aracı işin ifası amacıyla kullandığı durumlarda ekonomik sorumluluğun işverene ait olduğu yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır. Bu yaklaşım, işin organizasyonundan doğan risklerin kural olarak işveren tarafından üstlenilmesi gerektiği kabulüne dayanmaktadır.
Uygulamada karşılaşılan “trafik cezalarının çalışanın maaşından kesileceğine” ilişkin genel sözleşme hükümleri ise tek başına geçerli bir kesinti yetkisi doğurmamaktadır. İşçinin ileride doğabilecek ve kapsamı belli olmayan borçlara peşinen rıza göstermesi, ücretin korunmasına ilişkin emredici hükümlerin bertaraf edilmesi sonucunu doğurmaz. Bu kapsamda geçerli bir muvafakatten söz edilebilmesi için cezanın somut olarak belirli olması ve işçinin bu belirli işlem için açık ve yazılı rıza göstermesi gerekmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında[4] da iş sözleşmelerinde yer alan genel nitelikli kesinti hükümlerinin işverene sınırsız bir kesinti yetkisi vermediği, işçinin ücretinden keyfi şekilde kesinti yapılamayacağı ifade edilmektedir. Ayrıca iş hukukunda ücret kesintisi[5] niteliğindeki yaptırımlar dahi kanunda öngörülen sıkı şartlara bağlanmıştır. Bu çerçevede, trafik cezası gerekçesiyle işçinin ücretinden tek taraflı kesinti yapılması, hukuki değerlendirmelerde ücretin korunması ilkesi kapsamında sınırlandırılan işlemler arasında yer almaktadır.
- İstisnai Durumlar ve İşçinin Hukuki Koruma Araçları
İş hukukunda, işçinin görevi esnasında şirket aracıyla sebebiyet verdiği trafik ihlallerinde doğrudan maddi sorumluluğunun bulunmaması esas kuraldır. İşin yürütülmesi sırasında meydana gelen kural ihlalleri, işverenin ticari faaliyeti çerçevesinde üstlenmesi gereken "işletme riski" kapsamında değerlendirilir. Dolayısıyla, görev esnasında kesilen idari para cezaları işverenin katlanması gereken olağan ve kaçınılmaz işletme giderlerindendir.
İşçinin ağır kusuru veya şahsi kullanımı iddia edilse dahi, bu durum işverene işçinin maaşından tek taraflı kesinti yapma yetkisi kesinlikle vermez. Ücretin korunması esası gereğince, işverenin herhangi bir rücu talebinde bulunabilmesi için öncelikle işçinin kastını veya ağır kusurunu somut delillerle hukuken ispatlaması şarttır. İşçinin açık yazılı rızası ya da kesinleşmiş bir mahkeme kararı olmaksızın yapılan doğrudan ücret kesintileri açıkça hukuka aykırıdır.
İşveren tarafından rıza dışı ücret kesintisi yapılması halinde işçi, eksik ödenen alacaklarının faiziyle iadesini talep edebileceği gibi, iş sözleşmesini haklı nedenle derhal feshedebilir.[6] Bu haklı fesih neticesinde işçi, kıdem tazminatına ve diğer tüm yasal işçilik alacaklarına hak kazanır.
Şirket araçlarının kullanımı sırasında kesilen trafik cezalarında temel ilke, işin yürütülmesinden kaynaklanan risklerin işçiye yükletilememesidir. Trafik cezasının yasal muhatabı araç sahibi olan işveren olduğu gibi, cezanın ekonomik sonuçları da kural olarak işveren tarafından üstlenilmelidir. İşçinin açık, özgür ve somut olaya ilişkin yazılı rızası bulunmadıkça veya hukuken geçerli bir sorumluluk tespiti yapılmadıkça, trafik cezası gerekçesiyle ücretinden kesinti yapılması mümkün değildir.
İşçinin emeğinin karşılığı olan ücret, iş hukukunun en güçlü koruma alanlarından birini oluşturmakta olup, işletme risklerinin çalışana aktarılmasına karşı özel olarak güvence altına alınmıştır.
Sonuç olarak, görev sırasında kullanılan şirket araçlarına ilişkin trafik cezalarının doğrudan işçiye yükletilmesi ve maaştan tahsil edilmesi hukuken kabul edilemez. Kanun hükümleri, yerleşik yargıtay içtihatları birlikte değerlendirildiğinde, yorumun işçinin ücretinin korunması ve ekonomik güvenliğinin sağlanması yönünde yapılması gerektiği açıktır.
Saygılarımızla,
Gülaç Hukuk Bürosu