Muvazaalı Boşanma Nedeniyle Ölüm Aylıklarının Kesilmesine İlişkin Bilgi Bülteni
- Giriş
Sosyal Güvenlik Kurumu uygulamalarında uzun yıllardır uyuşmazlıklara konu olan ve kamuoyunda "muvazaalı boşanma" olarak bilinen eşinden resmen boşandığı halde fiilen birlikte yaşamaya devam eden kişilere bağlanan ölüm aylıklarının kesilmesine ilişkin düzenleme, Anayasa Mahkemesi'nin 26 Mart 2026 tarihli oybirliğiyle verdiği kararla[1] (“Karar”) anayasal denetimden geçmiş olup, Karar 14 Temmuz 2026 tarihli ve 33310 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmıştır.
Karar, İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi'nin bakmakta olduğu davada uygulanacak kuralın Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle yaptığı itiraz başvurusu üzerine verilmiş; yapılan itiraz başvurusu sonucunda Anayasa Mahkemesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (“Kanun”) 56. maddesinde yer alan düzenlemenin Anayasa'ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine oybirliğiyle karar vermiştir
Karar yalnızca sosyal güvenlik hukuku bakımından olmayıp hakkın kötüye kullanılmasının önlenmesi, kamu yararının korunması, mülkiyet hakkı ve eşitlik ilkesi bakımından da önemli değerlendirmeler içermekte olup uygulamaya yön verecek emsal nitelikte tespitler barındırmakta olup bilgi bültenimizde Karar’ın gerekçeleri incelenecektir.
- Hakkın Kötüye Kullanılmasının Engellenmesi ve Kamu Yararı
Anayasa Mahkemesi Karar’da, sosyal güvenlik sisteminin temel amacının gerçek hak sahiplerinin korunması olduğu vurgulanmıştır. Anayasa Mahkemesi’ne göre, eşinden resmen boşanmasına rağmen fiilen birlikte yaşamaya devam eden kişiler gerçekte eş desteğinden yoksun kalmadıklarından, ölüm aylığından yararlanmaya devam etmeleri sosyal güvenlik sisteminin amacıyla bağdaşmamaktadır.
Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi, Kanun'un ilgili hükmünün, ölüm aylığı veya gelirinin haksız şekilde elde edilmesini önlemeyi, sosyal güvenlik hakkının kötüye kullanılmasının önüne geçmeyi ve sınırlı kamu kaynaklarının gerçek hak sahiplerine yönlendirilmesini sağlamayı amaçladığını ifade etmiştir. Kararda ayrıca, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğinin sağlanabilmesi için kanun koyucunun sosyal politika belirleme ve sistemi suistimallere karşı koruyucu tedbirler alma konusunda geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu da bir kez daha teyit edilmiştir.
- Mülkiyet Hakkı ve Ölçülülük İlkesi Kapsamında Değerlendirme
İstanbul Anadolu 21. İş Mahkemesi tarafından yapılan itiraz başvurusunda, muvazaalı boşanma nedeniyle ölüm aylığının kesilmesi ve yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin düzenlemenin başta mülkiyet hakkı olmak üzere çeşitli anayasal güvenceleri ihlal ettiği ileri sürülmüş ancak Anayasa Mahkemesi bu iddiaları yerinde görmemiştir.
Mahkeme, eşinden resmen boşanmış olmasına rağmen fiilen birlikte yaşamaya devam eden kişilerin gerçekte eş desteğinden yoksun kalmadıklarını, dolayısıyla ölüm aylığının kesilmesinin ilgililer bakımından anayasal anlamda korunması gereken bir mağduriyet oluşturmadığını değerlendirmiştir. Bunun yanında Anayasa Mahkemesi, Kanun’un uyarınca yersiz ödenen aylıkların tespit tarihinden geriye doğru on yıla kadar yasal faiziyle birlikte tahsil edilmesinin mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil etmediği sonucuna ulaşmıştır. Karar’da, ilgililerin hak etmedikleri hâlde ölüm aylığı almaya devam ettiklerini öngörebilecek durumda oldukları, bu nedenle yersiz ödemelerin faiziyle birlikte geri alınmasının kişilere katlanılamaz bir külfet yüklemediği ve ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturmadığı vurgulanmıştır.
- Eşitlik İlkesi Yönünden Yapılan Tespitler
Anayasa Mahkemesi, Karar’da Anayasa ile güvence altına alınan eşitlik ilkesi yönünden de önemli tespitlerde bulunmuştur. Mahkemeye göre, resmen boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşamaya devam eden kişiler ile evli olmadığı bir kişiyle birlikte yaşayan kişiler ölüm aylığı hak sahipliği bakımından aynı hukuki durumda bulunmamaktadır. Bu nedenle söz konusu kişiler arasında eşitlik ilkesi kapsamında bir karşılaştırma yapılması mümkün değildir.
Tüm bu tespitlerin yanında Anayasa Mahkemesi, muvazaalı boşanma gerçekleştiren kişilere farklı hukuki sonuç bağlanmasının, hakkın kötüye kullanılmasının önlenmesi, kamu kaynaklarının korunması ve sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliğinin sağlanması gibi nesnel ve makul gerekçelere dayandığını belirterek, düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırılık teşkil etmediğine karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi'nin oybirliğiyle verdiği bu Karar, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Kanun kapsamında[2] yürüttüğü denetim, ölüm aylığının kesilmesi ve yersiz ödemelerin geri tahsiline ilişkin uygulamalarının anayasal dayanağını önemli ölçüde güçlendirmiştir.
Karar ile birlikte, yalnızca şeklen boşanmış görünmesine rağmen fiilen evlilik birliğini sürdüren kişilerin ölüm aylıklarının kesilmesine ilişkin yasal düzenlemenin Anayasa'ya uygun olduğu teyit edilmiştir. Öte yandan, hak edilmeksizin alınan ölüm aylıklarının Kanun uyarınca[3] geriye dönük olarak on yıla kadar yasal faiziyle birlikte tahsil edilmesinin de Anayasa'ya uygun olduğu en üst yargı mercii tarafından teyit edilmiştir.
Karar’ın, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun muvazaalı boşanmalara yönelik denetim ve geri tahsil uygulamalarına yön vermeye devam edeceği; sosyal güvenlik hukukunda hakkın kötüye kullanılmasının önlenmesi bakımından da önemli bir anayasal içtihat niteliği taşıdığı değerlendirilmektedir.
Saygılarımızla,
Gülaç Hukuk Bürosu