Türkiye'de Kararlaştırılan Euro-Dolar Alacakları Nasıl Tahsil Edilir?
- Giriş
Uluslararası ticaret hacmindeki sürekli büyümeyle paralel olarak, uluslararası nitelik taşıyan sözleşmelerin sayısında da önemli bir artış söz konusudur. Bu gelişme uluslararası sözleşmelerin yapısal özelliklerini doğrudan etkilemektedir. Özellikle sınır ötesi ticari ilişkilerde, borçların resmi para birimi yerine yabancı para cinsinden belirlenmesi yaygın bir uygulama haline gelmiştir. Ancak ödeme gününde, borcun hangi kurdan ve nasıl ifa edileceği, uygulamada önemli bir hukuki sorun olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bugünkü bilgi bültenimizde Türkiye’de yabancı para cinsinden kararlaştırılan para borçlarının nasıl ve hangi yollarla tahsil edileceği hususunu ele alacağız.
- Alacak Yabancı Para Olarak Nasıl Belirlenir?
Yabancı para cinsinden borçlara ilişkin hükümler, Türk Borçlar Kanunu’nun (“Kanun”) 99. maddesinde düzenlenmiştir[1]. Hükme göre esas olan, borçların resmi para birimi olan Türk Lirası ile ödenmesidir. Ancak tarafların, borcun yabancı para birimiyle ödenmesi konusunda mutabık kalmaları halinde, ödemenin bu para birimi üzerinden gerçekleştirilmesi de mümkündür.
Kanun’da, borcun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklıya bazı seçimlik haklar tanınmıştır. Bu doğrultuda alacaklı; borcun aynen, yani yabancı para cinsinden ödenmesini; vade tarihindeki Türk Lirası karşılığının ödenmesini ya da fiili ödeme günündeki Türk Lirası karşılığının esas alınmasını talep edebilir.
Borç, yabancı para cinsinden doğmuşsa ve ödeme de o para cinsinden yapılmak zorundaysa, bu borç gerçek yabancı para borcudur. Borcun gerçek yabancı para borcu niteliğinde olması durumunda borçlunun ödeme şeklini seçme hakkı bulunmamaktadır. Buna karşılık borç, yabancı para cinsinden belirlenmiş ama ödeme Türk Lirası ile yapılabilecekse, borçlu Türk Lirası ile ödeme imkanına sahiptir. Ancak bu imkanın kullanılabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır:
- Borcun ifa yeri Türkiye olmalı,
- Taraflarca borçlunun seçim hakkı sözleşmeyle ortadan kaldırılmamış olmalı,
- Borçlu temerrüde düşmemiş olmalıdır.
Borçlunun temerrüde düşmesi halinde, borcun ödeme şekline ilişkin seçimlik hak alacaklıya geçer. Bu durumda alacaklı, aşağıda sayılan yollardan birini tercih edebilir:
- Borcun aynen, yani kararlaştırılan yabancı para cinsinden ifasını talep etmek,
- Vade tarihindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru esas alınarak hesaplanacak Türk Lirası karşılığını istemek,
- Fiili ödeme günündeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığını talep etmek.
- Yabancı Para Alacaklarında Faiz Nasıl Belirlenir?
Taraflar arasında temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve alacaklı borcun aynen yani yabancı para cinsinden ifasını tercih ederse, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 4. maddesi (a) bendi uyarınca borçlu, temerrüt faizini de yabancı para cinsinden ödemekle yükümlüdür. Bu durumda uygulanacak faiz oranı, devlet bankalarının ilgili yabancı para cinsinden açılmış bir yıl vadeli mevduat hesaplarına uyguladığı en yüksek faiz oranıdır. Buna karşılık, tarafların ödeme için Türk Lirası karşılığını seçmeleri halinde, temerrüt faizi Türk Lirası üzerinden hesaplanacaktır. Öte yandan fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödeme talep eden alacaklı, temerrüt faizini yabancı para cinsinden isteme hakkını korur.
- Yabancı Para Alacakları İcra Takibi Yoluyla Nasıl Tahsil Edilir?
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (“İİK”) 58. maddesinin 2. fıkrasının 3 numaralı bendine göre, alacağın Türk Lirası ile faiz oranlarının takip talebinde açıkça belirtilmesi zorunludur. Yabancı para alacaklarında ise, hangi döviz kuru üzerinden talep edildiği ve faizin miktarı belirtilmelidir.
İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliği’nin 20/2. maddesine göre, takip talebinde alacağın türü, Türk Lirası karşılığı, faizin oranı ve işlemeye başladığı tarih açıkça belirtilmelidir. Alacak yabancı para cinsindense, hangi tarihteki döviz kuru esas alındığı ve faizi de takip talebine eklenmelidir. Döviz kuru, alacağın vade veya ödeme tarihi dikkate alınarak Merkez Bankası'nın efektif satış kuru ile hesaplanır.
Alacak, hem Türk Lirası hem de yabancı para cinsinden takibe konu edilebilir. Eğer icra takibine konu alacakların bir kısmı Türk Lirası, bir kısmı yabancı para cinsinden ise, yabancı para alacağın ödeme günündeki Türk Lirası karşılığı talep edilir. Ancak, Türk Lirası cinsinden olan alacak yabancı paraya çevrilerek tüm alacak için yabancı para cinsinden takip yapılamaz. Takip işlemlerinde, Türk Lirası alacaklar için Türk Lirası faiz oranları, döviz cinsinden alacaklar için ise yabancı para birimine uygulanan faiz oranı uygulanır.
Ek olarak yabancı para birimi üzerinden veya Türk lirasına çevrilerek açılan takiplere itiraz edilmesi ve ikame edilen itirazın iptali davalarında, icra takibine konu edilen para birimi dışında talepte bulunulamaz. Açıklamak gerekirse, yabancı para alacağı Türk Lirasına çevrilerek takip başlatıldı ise, itirazın iptali davasında yabancı para birimi üzerinden işlem yapılamaz.
- Sonuç
Yabancı para cinsinden alacakların Türkiye’de tahsili, hem borçlar hem de icra takibi bakımından özel düzenlemelere tabidir. İzlenecek hukuki yol; alacağın niteliği, sözleşmedeki ödeme şartları ve tarafların iradeleri doğrultusunda şekillenir. Bu tür alacaklarda icra takibi sürecine başvurmadan önce alacağın dayanağının, para biriminin ve faiz taleplerinin titizlikle tespit edilmesi; takip talebinin ise kanunlarda belirtilen şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. İcra takibinin usulü, aynı zamanda olası bir itirazın iptali davasının kapsamını da belirleyeceğinden, para birimi seçimi büyük önem taşımaktadır. Hukuki güvenliğin temini için sözleşmelerin hukuki açıdan sağlam bir şekilde hazırlanması ve icra sürecinde usul kurallarına tam uyum gösterilmesi büyük önem arz eder.
Saygılarımızla,
Gülaç Hukuk Bürosu
[1] Bknz. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 99. Maddes